Ortodontik Tedavi

Ortodonti Nedir?

Ortodonti kelime anlamı olarak “düzgün dişler” anlamına gelmektedir. Dişhekimliğinde Ortodonti, hastalara iyi bir fonksiyon (çiğneme, konuşma gibi) ve iyi bir estetik sağlamak üzere gelişmekte olan kapanış bozukluğunun önlenmesi ve/veya düzeltilmesi için çalışan bilim dalını ifade etmektedir. Ortodontik tedavi ise, çapraşık dişlerin ve hatalı gelişim gösteren çenelerin ortodontik aygıtlar ve teller yardımıyla düzeltildiği tedavi şeklidir.

 

Ortodontik bozukluklar neden ve nasıl oluşuyor? Aynı ailede aynı koşullarda büyüyen ancak farklı yüz gelişim özelliklerine sahip olan çocuklarda bu farkı oluşturan sebepler nelerdir? Bu konudaki sorulara cevap vermeden önce çok kısa da olsa yüz gelişiminin prensiplerinden söz etmemiz gerekiyor. Gelişimi etkileyen temel olarak iki etken sözkonusu: genetik ve çevresel faktörler….

 

Genetik yapının ortodontik problemlerin oluşumunda etkisi

Her birey, taşıdığı genetik kodun gelişimsel özelliklerine göre büyür ve gelişir. Dolayısıyla genetik yapı, bir sonraki kuşağa aktarıldığında mevcut iskeletsel özellikler de aktarılmış olur. Eğer bu yapı yüz gelişimine ait iskeletsel bir gelişim yetersizliği ya da fazlalığı şeklinde ise kişi pubertal atılım dönemine eriştiğinde bu iskeletsel bozukluk net olarak fark edilir hale gelir. Ancak uzman kişiler bu durumu çok daha erken dönemde saptayabilir. Bu nedenle her sağlıklı çocuk 7-8 yaşlarında bir ortodontist tarafından muayene edilmeli ve gelişimine ait bir problem olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu yaştaki çocukta hem sürekli dişler ve hem de süt dişleri ağızdadır. Ortodontik problemlerin erken tanısı sonucunda yapılacak tedavi de daha kolay olacaktır. Özellikle çeneleri ilgilendiren bozuklukların (iskeletsel sorunlar) tedavisi aktif büyüme ve gelişim döneminde yapılabilmektedir.

 

Gelişimsel iskeletsel problemlerin yanı sıra iskeletsel ve dental bozuklukların oluşumunda çevresel faktörler de rol oynamakta ve yüz gelişimi üzerinde etkili olmaktadır.

 

Çevresel faktörlerin ortodontik problemlerin oluşumunda etkileri


1. Beslenme Bozuklukları:

Yeterli beslenemeyen kişilerde, çene ve yüz yapısında hacimsel küçülme meydana gelecek ve normal hacimdeki dişler küçük çenelerde gerekli yeri bulamayacakları için çapraşıklıklar, rotasyonlar (dönme), hatta gömüklük olguları görülecektir.

2. Ağızdan Nefes Alma:

Uzun süre devam eden kronik iltihaplar nedeniyle bademcikler ve geniz etleri aşırı derecede büyüyebilir. Bu durumda solunum yolları daralır ve nefes alma güçlüğü meydana gelir. Bu güçlüğü yenebilmek ve o bölgedeki hava geçiş yolunu genişletebilmek amacıyla çocuk alt çenesini ve buna bağlı olarak dilini öne alma zorunluluğu duyar. Bu durum, uzun süre devam edecek olursa alt çenenin öne doğru konumu yerleşir. Dil ön dişler arasına girer ve dişlerin sürmelerine engel olursa açık kapanış meydana gelir. Aynı zamanda sürekli ağız solunumu yapılması (geceleri ağzı açık olarak uyuma) üst çenenin büyüme potansiyelini negatif olarak etkiler ve üst çene daralır. Bu sebeple erken dönemdeki solunum problemleri (geniz eti, bademcikler vb.) mutlaka giderilmelidir.

3. Parmak Emme:

Yeni doğmuş bir bebekte oldukça gelişmiş bir emme mekanizması vardır. Emme içgüdüsü tatmin edilmemiş bir bebek, bu ihtiyacını gidermek için bazı alışkanlıklar edinir. Anne sütü ile 9-18 ay beslenen çocuklarda çoğunlukla bu alışkanlık görülmez.
Yapılan araştırmalar parmak emmenin yaşamın ilk birkaç haftasında açlığa bağlı olarak geliştiğini göstermiştir. Dişlerin sürmeye başladığı dönemde lokal iritasyonlardan doğan ağrı, parmak emme yoluyla giderilebileceğinden bu alışkanlığın dişlenmeye yardımcı olduğu düşünülebilir. Parmak emme yaşla azalır.

 

Çocuklar niçin parmak emer?

· Ani olarak anne memesi veya biberondan kesilme

· Bebek beslenirken emmesi çok kısa sürede sonlandırılırsa

· Bebeği uzun periyotlarla beslemek

Parmak emme alışkanlığında erken dönemde önlem alınmasına gerek yoktur. Bu dönemde alışkanlığı önlemeye çalışmak, çocuğun psikolojisini etkileyeceği için zararlıdır.
Parmak emme alışkanlığı ilk yıllarda bırakılırsa kendiliğinden düzelme beklenir. 6-7 yaşlarında hala devam ediyorsa habit breaker (alışkanlık kırıcı) isimli aygıtlara başvurulur. Alışkanlık tedaviye rağmen devam ediyorsa psikolojik destek alınır.
Bu alışkanlığı devam ettiren çocukta, emilen parmağa ve sayısına göre etki alanında bulunan alt ve üst dişlerde yer değiştirmeler ve kapanış bozuklukları görülecektir.

4. Yalancı Emzik Kullanımı:

Fizyolojik özellikleri olan bir emziğin 1.5 yaşına kadar emilmesi zararlı değildir. Hatta çocuğun parmak emme gibi kötü bir alışkanlık edinmesini önleme yönünden faydalıdır. Yalancı emzikler devamlı olarak kullanıldıkları zaman, ilgili dokularda uzun süreli etki yaparak çeşitli düzensizlik ve kapanış bozukluklarına sebep olmaktadır.

5. Yatış Şekli:

Yatma şekli, genellikle alt çenenin yatma sırasındaki pozisyonunu belirler. Bu da bize alt çenenin ortalama günde 8 saat hangi konumda olduğu hakkında işaret verir.Örneğin yüz üstü yatan bir çocuk ile sırt üstü yatan bir çocukta alt çenenin konumu farklıdır.

6. Diş sıkma, tırnak yeme, kalem ısırma, dudak ısırma gibi kötü alışkanlıklar.


7. Diş eti problemlerine bağlı diş düzensizlikleri.


8. Süt dişlerinin erken kaybı.


9. 20 yaş dişlerinin öndeki dişleri sıkıştırmasına bağlı düzensizlikler.


10. Erken daimi diş kaybına bağlı olarak meydana gelen düzensizlikler.


11. Hormonal düzensizlikler, sistemik hastalıklar.

İşte tüm bu sayılan sebepler, gelişim ve büyüme dönemi boyunca etkisini göstererek bireysel farkların ortaya çıkmasına ve ortodontik iskeletsel yapının normal veya anormal olarak şekillenmesine katkıda bulunmaktadır.

 

Erken dönemde yapılan koruyucu ortodontik tedavilerle, bazı gelişimsel bozuklukların önlenmesi mümkündür. Ağız solunumu yapan bireyde, ağız solunumuna sebep olan etyolojik faktörün ortadan kaldırılması gibi, ya da şekil bozukluğu oluşmaya başladığında (çene darlığı) bunu düzeltebilecek koruyucu ortodontik aygıtlarla çenelerin genişletilip dişlerin daha düzgün çıkması için gerekli yerlerin hazırlanması gibi.

 

Erken dönemde yapılacak tedaviler konusunda halkımızda yerleşik bir inanış da mevcuttur. Ortodontik tedaviye başlamak için daimi dişlerinin tümünün çıkmasının beklenmesinin daha iyi olacağı şeklinde pek de doğru olmayan bir öngörü vardır. Oysa erken dönemde yapılacak tedavilerle, daimi dişler için yer hazırlamak, çapraşıklığın şiddetini azaltmak ve mevcut kötü alışkanlıkların terk edilmesini sağlayarak oluşacak bozuklukların önlenmesi gibi avantajlar sağlanabilir. (Örneğin çocuklar büyürken genişletme aygıtları ile)

Ortodontik Bozukluklar Neden Tedavi Edilmelidir?


•  Çoğu insan daha çekici ve düzgün dişler, güzel bir gülüş ile kendini daha rahat ve güvenli hisseder ve ortodontik tedavi görüntüyü düzelterek bireyin kendine güvenini artırır.


• Kişinin düzgün konuşmasına katkıda bulunur. Düzgün sıralanmayan üst ve alt ön dişler ortodontik tedavi ile düzeltilebilecek konuşma bozuklukları yaratabilirler.

 

Ciddi durumlarda besinleri ısırma ve parçalama zorlukları bile görülmektedir. Düzgün diş dizileri ve düzgün bir kapanış çiğnemeyi ve hazmetmeyi kolaylaştırır.

 
• Sağlıklı diş ve dişetlerine katkıda bulunmaktadır.

Çünkü düzgün dişlerle diş fırçalama ve diş ipi kullanımı daha rahat olduğundan ağız hijyeni daha kolay sağlanabilir. Bu, dişetlerinin dişle birleştiği yerdeki bakterilerden kaynaklanan ve dişetlerine zarar veren dişeti iltihabı gibi enfeksiyonların ve çürüklerin ortaya çıkma riskini de azaltır.


Ortodontik tedavi süresi nasıl belirlenir?

 

Olgunun şiddetine ve bireyin sahip olduğu iskeletsel ve dişsel bozukluğa bağlı olarak süre değişmekle birlikte ortalama iki –üç yıllık bir süreçten söz etmek mümkündür. Bu süreç boyunca 4 ila 6 haftalık aralıkla kontroller gereklidir. Ancak aktif ortodontik tedavi dönemi tamamlandığında, en azından büyüme gelişim döneminin tamamlanmasına dek sürecek olan pasif pekiştirme dönemi başlar. Bu dönemde genellikle ön dişlerin arkasına yerleştirilen sabit pekiştirme aygıtları uygulanarak hastanın takibi yapılır.

 

Uygun tedavi yaşı nasıl saptanır?


Dişsel düzeltmelerde yaş sorun değildir. Hasta kaç yaşında olursa olsun tedavi mümkündür. Bireyin yaşına ve beklentilerine göre uygun aygıt seçilerek tedavi gerçekleştirilir. Yaş büyüdükçe artan estetik kaygılar dikkate alınarak daha az belli olan estetik braketler ya da kişiye özel hazırlanan şeffaf plaklar (örn. Invisalign) tercih edilebilir. Aynı şekilde ortodontik tedavi mekanikleri de hastanın büyüme-gelişim döneminde ya da erişkin olmasına bağlı olarak farklı prensipler içerir.

 

Ancak bireyin kemik yapısında bir düzensizlik söz konusu ise yani iskeletsel bir problem mevcut ise yaş önemlidir. Mevcut iskeletsel problemin özellikleri dikkate alınarak hasta belirli peryotlarla kontrole çağrılarak tedavi için uygun zaman belirlenir.

Bu durumda bazı olgularda fonksiyonel tedaviye gereksinim vardır ve bu tedavi de ergenlik çağına kadar olan sürede yapılır. Geç kalındığında yani erken dönemde tedavi edilmediğinde ise 18-22 yaşından sonra (bireyin büyüme gelişimi tamamlandıktan sonra) uygulanacak cerrahi operasyonların da ortodontik tedaviye eklenmesi gerekir. Kimi zamanda iskeletsel ortodontik bozukluğun taşıdığı spesifik özellikler nedeniyle zaten tedavi için büyüme ve gelişim döneminin tamamlanması gerekli olur. Bu gibi durumlar söz konusu olduğunda interdisipliner bir tedavi protokolü geçerli olur. Ortodontist ve plastik cerrahın işbirliği içinde çalışarak gerçekleştirdiği ortognatik cerrahi (orotodontik tedavi + maksillofasyal cerrahi) uygulamaları gerçekleştirilir.

 

Ortodontik tedavi maliyetleri

 

Ortodontik tedavi bedeli tedavi süreci, ortodontik bozukluğun şiddeti, tedavi tekniği, tedavide kullanılacak tıbbi malzeme, laboratuar ücretleri, tedaviyi uygulayacak olan hekimin tecrübesi, bilgisi ve tedaviyi gerçekleştireceği ortam dikkate alınarak belirlenir.

 

 

Ortodontik tedaviye başlamak üzere olan hastalara öneriler

 

Ortodontik tedaviyi gerçekleştirecek hekim, mutlaka

4 yıllık ortodonti programını tamamlamış, ortodontist diplomasına sahip bir dişhekimi olmalıdır. Ortodontik tedavi öncesinde ağız hijyeninin en üst seviyeye çıkmış olması, ağızda bulunan daimi dişlerin fisür örtücülerle korumaya alınmış olması önerilir. Ortodontik tedavi sırasında başarılı bir sonuca ulaşmak için ortodontistin önerilerine uyarak hastanın yediklerine, içtiklerine ve ağız bakımına çok dikkat etmesi gereklidir.

Prof. Dr. Tülin Arun